Gücü kadrosunda

  • Dolar 7.3568
  • Euro 8.6956
  • GR ALTIN 462.42
  • ÇEYREK 758.28

“Hayatın hakkını veremiyoruz”

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Şanlıurfa Şubesinin bu haftaki ‘Cuma Sohbetleri’ konuğu Kişisel Gelişim ve Motivasyon Uzmanı Gazeteci / Yazar Osman Güzelgöz oldu. Güzelgöz, yaşadığımız hayatın hakkını veremediğimizi söyledi.

“Hayatın hakkını veremiyoruz”

Coronavirüs illeti nedeniyle bir süreden beri sanal ortamda düzenlenen TYB Şanlıurfa Şubesinin bu haftaki ‘Cuma Sohbetleri’, Şube Başkanı Dr. Mahmut Kaya’nın arkadaşları bilgilendirmesinin ardından, sözü Cuma Sohbetlerinin bu haftaki konuğu Osman Güzelgöz’e bıraktı.

 

Teknolojininde kullanım şekli, amacı ve miktarı değişiyor

Sözlerine, “Çok teşekkür ediyorum, dostlarıma, hocalarıma, arkadaşlarıma hayırlı akşamlar diliyorum, hayırlı Ramazanlar diliyorum” diyerek başlayan TYB Şanlıurfa Şubesi Cuma Sohbetlerinin bu haftaki konuğu Kişisel Gelişim ve Motivasyon Uzmanı Osman Güzelgöz, konuşmasına şöyle devam etti;

“Tabiki yaşadığımız coronavirüs süreci bazı kavramları yeniden konuşmamızı gerektiriyor. Bazı davranışlarımızı, bazı kalıplarımızı gözden geçirmemizi gerektiriyor. İşte bu akşam zoom programı üzerinden buluştuğumuz gibi. Teknolojininde artık kullanım şekli, amacı ve miktarı değişiyor. Konumuzu da kısaca söyliyeyim; kendi kendime, kendi nefsimle konuştuğum bazı konuları kısaca sizinle de konuşmak istiyorum. Haddimi aşmak istemem. Yazarlar Birliğinin şubesinin Urfa’da kurulması ilgili emeğim var. Bu emek daha sonra Cuma Başkanımın da dediği gibi, onun kurucu başkanlığında şubeleşme şekline dönüştü. O günden buyana da bu atmosferin içinde oluşumuz devam ediyor. Burda da 4 yıl Ankara’da Yazarlar Birliği Yönetim Kurulu üyeliği yaptım” dedi.

 

Ebedi hayat için bu hayatı nasıl idrak etmemiz gerektiğini anlayamıyoruz

Kişisel Gelişim ve Motivasyon Uzmanı Gazeteci / Yazar Osman Güzelgöz, sohbet konusu ile ilgili konuşmasını şöyle sürdürdü;

“Hayat; hayatın hakkını vermek, hayatın hakkını vererek yaşamak aslında bugün hepimizin yeniden birbirimizle konuşmamız gereken kendimizle, eşimizle, çocuklarımızla konuşmamız gereken önemli bir kavram. Hangi hayatı hakkını vererek yaşamak istiyoruz. Bunu kendimize sormamız gerekiyor. Yani bizim kullandığımız galası meşhur olup ta yanlış olarak literatürümüzde, zihnimizde duran çeşitli kavramlar var. Mesela, ‘Haydan gelen huya gider’ deniliyor. Bunu olumsuz anlamda kullanıyoruz daha çok. Urfa’da da böyle kullanılıyor. Doğru, haydan gelen hu ile gider, doğru. Bu hayatı konuşuyorsak, ‘hu’yu konuşuyorsak, ‘muhi’yi konuşuyorsak, ‘ihya’yı konuşuyorsak, tabi ki haydan gelecek ve huya da gideceğiz. Bunu bilmemiz gerekiyor. Hayat bize bahşedilmiş, ben bunu sık sık video içeriklerimde de söylüyorum, hatırlatıyorum insanlara. İnanılmaz, muhteşem bir armağan. Bize verilmiş. Yaratıcımız Cenab-ı Allah bize bir hayat bahşetmiş, bize demiş ki; ‘sana bir tarla veriyorum, bu tarlayı ek, biç, ziraatını yap’, hani dünya ahiretin tarlası ya, ziraat yeri ya, ‘yap, her şey benim, sen çalış, üret, ürettiklerinle benim önüme gel, sonra seni ölümsüz kılayım. Ebedi hayatımızda sana bir ebedilik vereyim.’ Biz ne yapıyoruz; kendimizce hayatın hakkını vermek gibi bir zaafla veyahut ta bir telaşla, veyahut ta ayakta kalmak, diri kalmak, daha çok kazanmak, daha çok imkan sahibi olmak gibi bir takım hassasiyetlerle kendimizi bir an arazinin, o tarlanın sahibi gibi sanıyoruz. Sahibi gibi zannedince hayatın hakkını vermemiz mümkün olmuyor. Bir yanda rızk endişesi, daha çok kazanma, daha çok eşya, daha çok ev, daha çok araba, daha çok giyinme, daha çok lüks, daha çok israf. Hani hayat bizim. Sahibi biziz ya. Sahibi olduğumuzu hissettiğimiz anda, hayatın bizim literatürümüze göre, bizim inancımıza göre, bizim değerlerimize göre hakkını vermek mümkün olmuyor. Allah; ‘Sizi bana ibadet edesiniz diye gönderdim’ diyor. O zaman bizim hayatımızın merkezinde kulluk var demektir. Bizim hayatımızın merkezinde ibadet var, bizim hayatımızın merkezinde dua var. Bizim hayatımızın merkezinde, o tarlanın bize ebedi hayatı kazanmak üzere bahşedilmiş olan, armağan edilmiş olan o tarlanın bakımı var, çapalanması var, bunun için çabalamamız gerektiği var, orda ürün yetiştirmemiz lazım. Bu ürünler nedir; iyilik, adalet. Burda bizim hayatımızın asli bir sahibinin olduğunu, yani bu tarlanın, bu dünyanın, bütün evrenin, yaradılmış her şeyin bir sahibinin olduğunu idrak edebilirsek ve ona hadim olmayı başarabilirsek hayatın hakkını vereceğiz. Ama biz hayatı kendimize hadim etmeye çalışıyoruz, değerlerimizi de hadım ediyoruz. Yani hadimlikten hadımlığa bir nokta var, o noktayı kaçırdık mı gidiyor, hayatımız öyle gidiyor.”

 

Hayatın hakkını vermemiz gerekiyor

Yaklaşık yarım saat süren sohbetinin son bölümünde üstad Necip Fazıl Kısakürek’ten örneklerle devam eden Gazeteci / Yazar Güzelgöz, “Necip Fazıl üstad diyor ya; ‘fazla ciddiye almayın bu hayatı. Nasıl olsa içinden sağ çıkamayacaksınız.’ İçinden sağ çıkamayacağımız bir yere kadar doğru. İçinden sağ çıkamayacağımız bir hayatı çok da ciddiye almamız gerekmiyor. Ama biz ebedi hayatı düşünüyorsak, bu hayattan ‘sağ çıkmamız’ gerekiyor. Yani hayatın hakkını vermemiz gerekiyor. Ama biz ebedi hayata geçmeyi düşünüyoruz. Bu hayatın bize niye verildiğini, bu hayatta yani, o tarla bize verilmiş, köşesine de bir gecekondu yapmamıza da izin verilmiş. Hani vardır ya, mezralarda küçük bir ev yapılır tarla kenarına, sonra bir bakarsınız ki orası köy olmuş. İşte tarlanın başına küçük bir ev yapılır, bizde öyle yapıyoruz hayatı. Bize bahşedilmiş bu armağanın köşesine bir gecekondu yapıyoruz, sonra onu yıkıp yerine beton bina yapıyoruz, sonra üstüne bir kat daha çıkıyoruz, yanına bir araba koyuyoruz, bir araba daha koyuyoruz, ekilen yeri azaltıyoruz, ürünü azaltıyoruz, yapabileceklerimizi azaltıyoruz. Allah önümüze yeni bir dünya düzeni getirdi, yeni bir iletişim düzeni, yeni bir diyalog düzeni getirdi. Bizim önümüze gelen ve şer gibi görünen tabloyu hayra dönüştürmemiz mümkün. Neyle mümkün; hayatı gerçek manasıyla yeniden idrak ederek mümkün. Hangi hayatın hakkını vereceğimizi düşünerek mümkün ve bunu yeniden düşündürttürerek mümkün” dedi.

 

Bizim ebedi hayata talip olmamız gerekir

Kişisel Gelişim ve Motivasyon Uzmanı Gazeteci Yazar Osman Güzelgöz, dünyanın, koskoca evrenin bizim ölümümüzle bitip gideceğini düşünmekle çok yanlış ettiğimizi, Cenab-ı Allah’ın bunları bizim 60 yıllık ömrümüz için yaratmadığını, bizim ebedi bir hayata talip olmamız gerektiğini, dolayısıyla hayatımızın hakkını, hayat kavramını yeniden düşünerek ona göre vermemiz gerektiğini, rızk endişesi taşıyan insanların anlattığı hayatın hakkını vermesinin mümkün olmadığını, mademki bizler İslam fıtratı üzere dünyaya gelmiş ve birazcık da olsa bilgimiz varsa, sorumluluğumuzun da o kadar fazla olduğunu ve üstad Necip Fazıl’ın dediği gibi; “Anladım sanat Allah’ı aramakmış marifet, gerisi çelik-çomak” dediğini hatırlatarak sohbetini sonlandırdı.

 

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Şanlıurfa Şubesinin bu haftaki Cuma Sohbetleri soru / cevaplarla sona erdi.

 

Başkan Kaya’dan konuk Güzelgöz’e teşekkür

Sohbeti nedeniyle Osman Güzelgöz’e teşekkür eden TYB Şanlıurfa Şubesi Başkanı Dr. Mahmut Kaya, “Hazreti Ali’nin dost ve düşman üzerine güzel bir beyiti var; ‘İnsanın yeryüzünde düşmanı varsa feza ona dar olur, eğer insanın bir dostu varsa iğne deliği bile feza gibi genişler’ diyor. Bize dostluğu, hayatı, kardeşliği ve dayanışmayı hatırlattığı için Osman beye müteşekkiriz” diyerek muvaffakiyetler diledi.

 

 

‘Okullar nasıl açılacak’ sorusunun yanıtı bu toplantıdan çıkacak: Milli Eğitim'in 4 senaryosu var ‘Okullar nasıl açılacak’ sorusunun yanıtı bu toplantıdan çıkacak: Milli Eğitim'in 4 senaryosu var

SURUÇ'TA BİR İLK DAHA ...ÖNCE SOKAK YENİLENDİ SONRA GRAFİTİ CALIŞMASI BAŞLADI. SURUÇ'TA BİR İLK DAHA ...ÖNCE SOKAK YENİLENDİ SONRA GRAFİTİ CALIŞMASI BAŞLADI.

AZİZ HOCA VEFAT ETTİ! AZİZ HOCA VEFAT ETTİ!

Van'da keşif uçağı düştü! Bakan Soylu şehit sayısını açıkladı Van'da keşif uçağı düştü! Bakan Soylu şehit sayısını açıkladı

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

HABERE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor
ANKET

HABER SİTEMİZİ NASIL BULUYORSUNUZ ?

NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık